Cemal Süreya - Sana Giden Yollar Kapalı
--------------------------------------------------------------------------------
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
Cemal Süreya
Bu Blogda Ara
10 Kasım 2010 Çarşamba
6 Kasım 2010 Cumartesi
Hoşça- kal
Ayak parmakları kadar çelimsiz tebessümler. Beceremiyorum. Çığlıkların gölgesinde serinliyor bedenim. Sessizliğin hararetine inat…
Bırak ki yaşaya bilemeyeyim. “Sus” de ki karanlık bir savurganlığa kurban gitsin yüreğim; tıpkı ilkokuldan beri hiç tanımadığımız üçüncü tekil şahısın çoğul ağlayışı gibi.
Kaç kez affedebilir dünya beni, onca kez üzerine kuma diye getirdiğim âhiret yüzünden ve yaşam söyle! Kaç dakika durabilir ölüme karşı ringde.
Şarkılar yazıyorum. Hiç kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği şarkılar. Nakaratlarını sadece ölümün seveceği, aşkın ve mutluluğun gücüne gidecek şarkılar.
Bütün dünyayı hatırlamak istercesine haykırıyorum. Her haykırışta daha çok unutuyormuşum meğer. Kayboluşu yutkunuyorum, yere bırakıyorum bütün kontrolünü bedenimin, çamuru bulana dek yüzüm. Ne çok istekliymiş toprak öpmek için yüzümü meğer. Öğreniyorum.
Hiç kimse her zaman kaybetmez. Bir günü vardır mutlaka kaybetmeyi yendiği. Benim yengim ise bu satırlar olsa gerek. Kaybım ise kayboluşum, kaybolmuşum.
Üçüncü sabahına giriyorum sensizliğin. Her bir gecesi üç yüz yıl süren, üç yüz kartal arasında ölüme karşı üç yüz yıl uçmuş güvercin kadar yorgun, yordun.
Şimdilik her cümleyi üç nokta ile bitirenlerin diyarına gidiyorum. Mutluluğu ve sevinci ben dışında herkese pay edip… Adilce.
Hoşça- kal…
Muhammet Yıldız
Ayak parmakları kadar çelimsiz tebessümler. Beceremiyorum. Çığlıkların gölgesinde serinliyor bedenim. Sessizliğin hararetine inat…
Bırak ki yaşaya bilemeyeyim. “Sus” de ki karanlık bir savurganlığa kurban gitsin yüreğim; tıpkı ilkokuldan beri hiç tanımadığımız üçüncü tekil şahısın çoğul ağlayışı gibi.
Kaç kez affedebilir dünya beni, onca kez üzerine kuma diye getirdiğim âhiret yüzünden ve yaşam söyle! Kaç dakika durabilir ölüme karşı ringde.
Şarkılar yazıyorum. Hiç kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği şarkılar. Nakaratlarını sadece ölümün seveceği, aşkın ve mutluluğun gücüne gidecek şarkılar.
Bütün dünyayı hatırlamak istercesine haykırıyorum. Her haykırışta daha çok unutuyormuşum meğer. Kayboluşu yutkunuyorum, yere bırakıyorum bütün kontrolünü bedenimin, çamuru bulana dek yüzüm. Ne çok istekliymiş toprak öpmek için yüzümü meğer. Öğreniyorum.
Hiç kimse her zaman kaybetmez. Bir günü vardır mutlaka kaybetmeyi yendiği. Benim yengim ise bu satırlar olsa gerek. Kaybım ise kayboluşum, kaybolmuşum.
Üçüncü sabahına giriyorum sensizliğin. Her bir gecesi üç yüz yıl süren, üç yüz kartal arasında ölüme karşı üç yüz yıl uçmuş güvercin kadar yorgun, yordun.
Şimdilik her cümleyi üç nokta ile bitirenlerin diyarına gidiyorum. Mutluluğu ve sevinci ben dışında herkese pay edip… Adilce.
Hoşça- kal…
Muhammet Yıldız
30 Ekim 2010 Cumartesi
Ben artık Gidiyorum
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bi görsem, bitirsem içimdeki özlemi bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böylede başarabilirim...
Neler yazmak istiyorum sana bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Sana daha öncede yazmıştım ama bu kez birdaha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama, ben senden sevginden vazgeçmek istiyorum.
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bi tanem" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bi taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde. Yoktu senin kadar güzel güleni!
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum(!)
Herkes gibi biri olmanı yada hiçkimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için gizli aramalardan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip, gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım... Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek, yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana senin gözlerine bakabilmek isterken ,sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bi tane"ydin
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım. Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim için herşeyim olduğunda ben sein için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım ,özlemlerim canını hiç acıtmadı. Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...
Keşke kendi dünyamda bir zamalar seni sevdiğimden hiç bahsetmeseydim. Sen beni hiç sevmedin!
Ve ben şimdi senin hayatından Gidiyorum!
Ben kaybettim!
Sen kazandın!
Neler yazmak istiyorum sana bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Sana daha öncede yazmıştım ama bu kez birdaha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama, ben senden sevginden vazgeçmek istiyorum.
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bi tanem" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bi taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde. Yoktu senin kadar güzel güleni!
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum(!)
Herkes gibi biri olmanı yada hiçkimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için gizli aramalardan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip, gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım... Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek, yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana senin gözlerine bakabilmek isterken ,sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bi tane"ydin
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım. Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim için herşeyim olduğunda ben sein için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım ,özlemlerim canını hiç acıtmadı. Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...
Keşke kendi dünyamda bir zamalar seni sevdiğimden hiç bahsetmeseydim. Sen beni hiç sevmedin!
Ve ben şimdi senin hayatından Gidiyorum!
Ben kaybettim!
Sen kazandın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)